İşte aynen öyle tıpkı başlıkta yazdığı gibi...
Klavyemin üstüne bira döküldü
oysa ki çok uzun yazasım vardı bu akşam.ekran klavyesiyle yazıyorum.
uyusam ve kimse uyandırmasa..kavanozdan baksalar bana..
Ama bi taraftan müzik çalsa
Karnım acıkmadan susamadan geçip gitse yıllar ve çok mutlu bir biçimde uyansam
tüm sevdiklerim yanımda..
9 Eylül 2011 Cuma
Kavanoz içinde yaşamak istiyorum bazen
2 Ağustos 2011 Salı
Sigara yanıkları üzerine bi yazı..
Sigara yanıkları sanıldığı kadar da basit değildir o kadar..
1.dereceden yanıklardır.İz bırakırlar..
Halıda,koltukta, orda, burda..
Ne bir yama yapılabilir üstlerine, ne de bir rötuş.
Dolayısıyla, gözün gördüğü her yerdedirler aslında, en çok da kalbin..
Dokunmaya korkar insan...Hep ele gelen cinstendirler çünkü..Hep pürüzlü..
Bir fotoğraf karesidirler bazen,
Bazen de sadece bi içimlik bi sigara kadardır ömürleri..
Siz, o en güzel yemeklerinizle ağırlarken pek değerli misafirlerinizi,
Mutlaka göze batan cinsindendir hep..
Siz hep saklamaya çalışırken..
Göz gibidirler çünkü bir o kadar da..
Bakarlar..
Yoktur renkleri..
Acı bakarlar çok güzel olsalar da..
Çünkü sigara yanıklarıdır onlar..
Ne siyahtırlar, ne de başka bi renk..
İşte bu yüzden acıtırlar..
Hep "iki damla" bırakırlar geride..
O kadar da basit değildir sigara yanıkları..
Yaşanmakta olan o "an"dan hep bi adım geride olanlardır..
Kapıdan çıkarken o son bakışta hep göze batan..
Sigara yanıkları hep bir "el"dir..
Kıvrımlı, bembeyaz..
Yemek üstüdür, gecedir, sabaha karşıdır..
Sigara yanıkları hep "bi sigara daha" yaktırandır..
Bi elin beş parmaklarından bile daha azdırlar aslında..
İki damladırlar en nihayetinde..
Renklerinin ismi bile yokken,
1.derecedendir hepsi..
Sigara yanıkları,
hep birer izdir,
koltukta, halıda..
Ve hep ama hep ordadırlar,
siz o "en güzel" yemeklerinizi yaparken pek değerli misafirlerinize,
sigara yanıkları hep ama hep "en davetsiz " misafirlerinizdir
en kıymetlisinden..
Sigara yanıkları ..
Hiç ama hiç basit değildirler..
27 Temmuz 2011 Çarşamba
İnsanlar ve hayaller üstüne
An itibariyle saat tam 23:42.
23:23 bile değil.eh işin esprisi biraz bu.herkes bilir aslında 23:23 ün ne anlama geldiğini.ya da 03:03 ün 16:16 nın da olabilir pek tabii.Yoo,takılmıyorum bunlara.Kimsenin umurunda olmadığı bu saat diliminde benim hala hayallerim var gibi.İste ve olsun gibisinden hayaller.
Çok güzel bi motor alıcam bu ekim gibi,belki de kasım.
Tek başına hiç bi anlamı yok elbet kurulan hayallerin.
Ben motorumu o siyah ceketim ve kaskımla sürerken,
sevgilim de sıkı sıkı sarılsın istiyorum belime sadece.
Bahsi geçen sevgili
biraz hayal ürünü olsa da sıkıntı yok.
2.el motorlara baktım bugün biraz.
fiyatlar uçuk.ne bu lan dedim araba almıyorum ya.
Sayısal loto!
Hemen yarın oynuyorum!
Şu an tek gerçek mutfakta hali hazırda duran tam bi tencere
sucuklu kuru fasulye ve pilav.
Es geçelim..
(gerekli)
Lakin, her hayal doyduktan sonra çok anlamsız gibi.
(kabullenilmiş gerçek )
Uzun lafın kısası,
ben bi motor alıcam seneye.
ve tüm bu yazdıklarım bi yana,
güzel bi pizza ne de güzel olurdu!
....
Gerçeklere dönmek gerekirse;
kuru fasülye ve pilav pek de leziz..
Hemen yenilip yutulası gibi.
Ve uyku,
kaçınılmaz!
23 Temmuz 2011 Cumartesi
Aynalar ve insanlar..
Aynaya bakıyorum.Yüzümü inceliyorum tıpkı bir psikopat gibi.Odama dönüyorum sonra.
Şarkıyı değiştiriyorum.Kıyafetimi de değiştiriyorum.Saçlarımı tarıyorum aynaya bakmadan en afillisinden.
Sonra yeniden aynaya bakıyorum.Yine olmuyor.Ergen misali!Düpedüz saçmalık!Bu sefer duş alıyorum.Şarkıyı yeniden değiştiriyorum.
Ve en güzel gömleğimi giyiyorum.Aynayı sadece saçlarıma şekil vermek için kullanıyorum.
Biraz daha oldu gibi..
Doz1 :
Hayatımdan geçen tüm insanlara kaldırıyorum kadehimi!
7 milyar insan!Dünya ne kadar büyük!Ya da insanlar ne kadar çok.Sadece bikaç tanesine kaldırılan bi kadeh!
Şarap..ne kadar tatlı..
Doz2 :
Kitaplarım!ve onların aynadaki yansıması!ne kadar fazla..Aynaya bakıyorum.Bir adam,bir sürü kitap,biraz aşk.Aşk..Ne kadar acı..Ve baba!Sen ne kadar da yamuk bi adamdın!Ne kadar da çok yanımda yoksun!Ne kadar da tek başınasın!Şimdi ben de sen gibiyim biraz.
Doz3:
Acı çekiyorum.Bir o kadar da üstümdeki gömleği çok seviyorum.Çok özledim.Çok kızgınım.Ama yine de çok özledim.Uykum var.Karnım aç.Sigaram yok.Bitti paket.Ben daha bitmedim.Biraz daha şarap var..Çok sıcak.Bu sıcağın altında bi de aşk acısı çekmek!Ne kadar da rezil bi durum!Ayna hala var.Bakasım yok.Eğer şimdi gidip baksam “bu musun lan sen”diye küfürler edicem kendime.
“Şimdi burda olsaydın”la başlayan cümleleri hiç ama hiç sarfetmek istemiyorum.Gerisi gelmez çünkü.Çok ama çok özlüyorum…
Doz 4:*Ah..Sevgili incredo, ne kadar da bayıcısınız bugün kendi baygınlığınız yetmezmiş gibi!-hayır kuzum, ben iyiyim..
*Havaya bakın,denize gidip bigüzel keyfi yapsaydınız diyorum.
-Ben kendi havamdayım zaten. ( kahkaha)
*Pek hoşsunuz..
-Tşk.ederim..
*Gömleğiniz de öyle.
-Kendim için giyindim bugün.Beğendiniz mi?
*Pek değil, sadece hoş.
-ilahi!..bugün yağmur yağsaydı ne güzel olurdu.
*Ne güzel derken ?
-Bilmem,sadece güzel olurdu.
*Yağmurdan medet umuyorsunuz gibi?
-(kahkaha) basit ve güzelce yağan bir yağmur..
*Pek bi romantiksiniz bugün.
-Romantik falan değilim !Ne yani, yağmuru beklemek için romantik mi olmak gerekir ?
*Ehm..Pek sevgili incredo,bi yürüyüşe çıkalım mı?Belki iyi gelir, hem belki yağmur yağar..
-Peki..
*Nasılsınız şimdi ?
-Yürüyoruz işte..
*Nasılsınız ?dedim.
-Daha iyiyim.İyi geldi yürümek..
*Pek bi düşüncelisiniz..
-Denize girmek istiyorum.
*Az önce yağmur yağsaydı keşke demiştiniz..
-Belki de ne istediğimi bilmiyorumdur.
*Su’ya özlemli gibisiniz.
-arınmak istiyorum, deniz ya da yağmur.
*Ah..pek sevgili incredo, bugün pek hassas bi gün geçiriyor olmalısınız..
-Kızgınım.
*Kime?
-Kendime.
-bir insan kızıyorsa kendine, işin içinde başka bir insan vardır genelde.
*Bisiklete binelim mi?
-hala sorumu cevaplamadınız.
*Bisiklete binelim!
-Peki..
*Denize az kaldı.
-Hava kapanmakta.Yağmur yağacak gibi..
*Bu güzel olsa gerek.
-Geldik..
*Yağmur başladı..
-Denize girelim mi ?
*Yağmur!
-Denize girelim.
*Peki..
-Sevgili incredo,gece olmak üzere..
*Gitmeyelim.
-peki..Gitmeyelim.
*Biraz daha şarap ?
-Peki..Lütfen..
*Sizi pek bir özlemli gördüm ..
-Çok..
*Gözleriniz doldu gibi.
-Denizin içindeyiz kuzum, tuzdandır.
*Güzel bi şarkı söyleyeyim siz şarabınızı yudumlayıp sigaranızı içerken ..
-Peki..Gömleğim kuruyunca da kalkarız.Söyleyin lütfen..
……
*Beğendiniz mi ?
-Çok..
*Uykum geldi..
-Kalkalım..
*kalkalım..
-uyumak üzereyim..
*Uyuyun..
-Yarın olucak diye endişeliyim.
*uyuyun, yağmur dinmedi hala..
-Tşk.ederim..
Doz 5:
Ve uykunun socak kollarına teslim ediyorum kendimi
Çok ama çok özlerken..
29 Mart 2011 Salı
Bazıları..
Bazıları hep bir anne gibidir bu hayatta, bazıları ise hep çocuk..
Bi taraf hep düzenlerken ya da düzeltirken birilerinin hayatını, bi taraf ise hep darmadağan eder kendi hayatını bi çocuk gibi.
Bi taraf hep kabullenici,şefkat kaynağı diğer bi taraf ise hep isyankar,asi ve biraz da macera ya da hayalperest..
Ve ne o "anne" anlamlı o çocuk olmadan,
ne de o çocuk anlamlı "anne"olmadan ..
Hep, hep ama hep...
25 Mart 2011 Cuma
Aşk Nedir ??
İnsanlar kendilerine beğendikleri yüzleri seçer, içlerine arzuladıkları ruhları katar ve adına da "AŞK" derler demiş vakti zamanında bir insan..
Yok gerisi..
Haydi iyi geceler ;)
18 Mart 2011 Cuma
80 Doğumlu bir babanın 84 doğumlu oğlu :)
Heyyt!1980 Doğumlu bir babanın 1984 doğumlu çocuğuyum ulan ben!
Var mı gerisi ? =)
Her geçen gün daha da içimize işleyen ey teknoloji, herşeyi biraz daha bozuyorsun,ciddi ciddi hata veriyor gibisin son günlerde ama kimse farkında değil.
Ben ne derim şimdi anneme!O mutfağında Trt fm de o güzel şarkılarını dinlerken,
"facebook" kelimesine biraz aşina olarak sadece bulaşıkları yıkayıp, kendince "muhteşem" yemekler yaparken, benim çok sevgili babam bir facebook hesabı açtırmış.
Hatta bana siyah-beyaz yan bakışlar atan profil fotoğrafı bile çektirmiş ve bana arkadaşlık isteği bile göndermiş! 1980 doğumluymuş meğer aslında benim babam.Öyle yazıyor profilinde.Memleketi de Eskişehir miş!
Arkadaş listesinde ise Bihter'e benzeyen kızlar var :)
O istek epey bi süredir bekletilmekte.
Soruyor bazen, yok diyorum baba açmıyorum facebook u falan.vaktim yok.
Eğer kabul edersem, fotoğraflarıma bakabilir ve
2004 yılı üniversitede takmaya başladıığım küpeye "dan!" diye şahit olup çok kibar bi tabirle beyni kısa devre yapabilir ve benim de beynime kısa devre dalgaları gönderebilir.
Annem 46 yaşında ve son bi senedir makyaj yapmaya başladı.Buna bazen acayip derecede şaşırabiliyorum.
Aslında gençken de yaparmış anlatır bazen.Ama benim 1980 doğumlu babam hep karşı çıktı bu tarz şeylere yıllardır.Kadın mutfaktan çıkamadı.Hep yemek yaptı, hep temizledi,hep pakladı.
Yaklaşık bir senedir çok az temizlik yapıyor,yemek yediğimiz tabakları bile eve gidince ben yerleştiriyorum bazen bulaşık makinasına o koltukta uzanmış televizyon seyrederken.
Makyaj yaparken onu izliyorum bazen aynada.
Yorumlar yapıyorum.
Ne tuhaf, babam hiç ama hiç katı değil eskisi gibi bu duruma karşı.
Eminim hoşuna da gidiyordur.
Ben bu güzelim cuma akşamı pencerem açık güzel şarkılar dinlerken aklımdan geçenleri buraya karalıyorum işte.Yarın eve gidicem.Küpe takmayı çok özledim.
Yarın bu saatlerde belki biraz daha erken annemin "muhteşem" yemeklerini yedikten sonra sigaramı içerken tabakları bulaşık makinasına yerleştiririm.Babam belki "ssk primlerine bakmak için" bilgisayarımı bi süreliğine ödünç alır annem aynasına bakıp belki de en güzel makyajını yaparken.
Tüm bu olan bitenden habersiz bizimle yaşayan dedem nihavend makamında şarkılarını dinlerken bi sigara yapıp anneannemi anar sevgiyle ve tebesümle.Ama çaktırmadan..
Bloguma girebilmenin sevinciyle,hepinizi selamlıyorum ;)



