20 Şubat 2011 Pazar

"Stratejik" ilişkiler..

Başım ağrıyor.Nefesim daralıyor.Kalbim hem çok hızlı çarpıyor bazen,
bazen de nefesim daralıyor aslına bakılırsa.
Hiç alışık değilken bu duruma,öğütler verirken çevremdeki insanlara,"lanet olsun" deyip kendimi de daraltıyorum nefesimin daraldığı yetmezmiş gibi.
Üzgün değilim,pişman ya da kırgın da değilim.
Bunun adına "aşk"denildiğinden de emin değilim tam olarak.
Ama "aşk" ise bu gerçekten lanet olsunları saymayı hiç istemem.
Aşk bu olmamalı çünkü.
Aşk ne olmalı ? Gerçek aşk,imkansız aşk,platonik aşk?
Yok,onlara hiç dalmayayım çünkü hiç bi zaman çok uzun kayıtlar girmedim ben buraya.
Ama biz seksenlerde doğup doksanlarda sadece çocuk olan gençliğe hem teknoloji hem de duygusallık bahşedildi galiba biraz.Duygular ya da aşk anne babadan, teknoloji ise şimdiki zamandan alınıverdi hiç sorulmadan "peki sen neyi isterdin?"gibisinden.
O yüzden çok şanssız,çok bahtsız bir nesiliz biz aslında.
Elimizde bi şarap kadehi lambaları söndürüp ve de mumları yakıp arka fonda olabildiğince güzel müzikler çalarken, msne girip acaba o da online olur mu diye düşünüp duran, melankoliye bağlayan ya da televizyondaki bi reklamda çalan zil sesiyle kendi kapı zilimizi karıştırabilecek ve dolayısıyla da anlık mutlulukları tadıp ve de uzunca bi süre devam eden mutsuzlukları yaşayabilecek tek nesiliz biz.
Ne kadar bahtsızız !
Bu benim kişisel fikrim biraz.Çünkü ben bunları hissedip bunları yaşıyorum ve de bunlara üzülüyorum.
Aslında dürüst olmak gerekirse ben çok dertliyim.
Canım acıyor..
Çok değil ama canımı acıtacak kadar canım yanıyor.Var mı gerisi..
Seviyorum çünkü.
Yanımdayken bile onu özleyebildiğim birisi var hayatımda.
Yıldız Tilbe şarkıları dinleyebiliyorum mesela bi taraftan kendime gülerekten.
Ama dinlemeye ve aptal aptal sırıtmaya ya da dudaklarımı büküp"ah keşke şöyle olsaydı" diye iç çekebiliyorum.
Üzülüyorum sonra işte gerçek anlamda.
İçimden bi şeyler kopuyor,ördüğüm duvar sallanıyor ve ben yıkılmasından çok korkuyorum gibi hissediyorum.
Kendime bile itiraf edemiyorum,
ona itiraf etmek ne kelime!
Ama sanki itiraf edersem herşeyin büyüsü kaçacak
ben itiraf eden taraf olup
ve kaderci ya da genel geçer düşünürsek eğer,
üzülen taraf olucam gibi.
Senelerden sonra,düzenimi aslında düzensizliğimi bu kadar oturtmuşken bi insanın herşeyi mahvetme düşüncesi
ya da ihtimali benim başımı ağrıtıyor,nefesimi daraltıyor.
İşte bu noktada sanki ilişkiler,ilişki aşamasına gelmeden önce sanki hepsi bi "strateji" ürünü gibi geliyor bana..
"Şöyle yapmasını istemiyosan böyle yapmalısın"."Bu durum biraz garip aslında böyle olmamalıydı",
"Kaçan kovalanır, o yüzden bunu yapmaman lazım"larla dolu beynim.
Hepsini bi kenara bırakıp,
ona hayatımı ne kadar güzelleştirdiğinden,
gözlerinin ne kadar güzel baktığından bahsetmek istiyorum oysaki ben.
Ama hep o "öğrenilmişlikler" ya da "öğretilmişlikler" demeliyim belki de,
tüm güzellikleri toplayıp,çıkarıp ve de bölüp kocaman bir etkisiz eleman haline getirmeye yetebiliyor.
Olmasaydı böyle..
Ne de güzel olurdu,
"aşk" yine var olur muydu ? ..
Galiba bunu söylerken bile hala o "öğretilmişlik"lerin eseriyim bi nebze..
"aşk ulaşamamaktır,asla senin olmamasıdır"laflarını duyar gibiyim.
ee?
ne kaldı geriye bu hayattan ?

13 Comments:

blogların efendisi said...

aklıma bir kitaptan çok güldüğüm bir bölümü getirdi bu başlık.

tolga: ama önce bir konuyu halletmeliyiz. kaybolduğum yıllar içinde neler yaptığımı merak etmeyeceksin.
melis: tamam anlaştık. sen anlatana kadar ben hiçbir şey sormayacağım. ama benim de senden bir isteğim var. bana güvenmeni istiyorum. lütfen, hep dürüst ol bana karşı.

içses(tolga): “çocuk saflığında başladığımız ilişkimiz, küçük bir esnaf pazarlığına dönüşüyordu. sen şu kadar ver, ben bu kadar vereyim!”

incredo said...

Nedir kitabın ismi?
Merak ettim.Hatta öyleki epeydir kitap okumadım ve hemen bulup okuyabilirim.

blogların efendisi said...

hakan günday - kinyas ve kayra

leon said...

kitabı ben de merak ettim :)

bir de aslında bu telaşda iyi bir şey galiba.tamamen rahat da olsan olmazdı:)aşkı ayakta tutan şeylerden biri bu gibi geldi bana.hem yenge de içinden böyle şeyler düşünüyordur muhtemelen bir gün birbirinize anlattığınızda çok gülebilirsiniz:) umarım her şey gönlünce olur usta :)

Lacivert said...

Göğsüm daralıyor, ciğerim yanıyor olmasaydı sonumuz böyle :)))

Yapma be incredo, aşkı bile ızdırapla yaşama, ak hayata, aşka, eğlen biraz, kalk msn denen şeyin başından :)))

Çok hafif bir kitap tavsiye edebilirim, hoşlanacaksın ... KAYIP GÜL - Serdar ÖZKAN

incredo said...

Blgların efendisi; kitabın siparişi verildi!!ve yine galiba teknoloji rahatlık epey.tşk.ederim!
umarım herşey yolundadır bu arada.
Doors'tan "whiskey bar"ı dinle benden şu pazar günü.armağanım olsun sana ;)

Leon, öyle garip hallerdeyim ki
inanıverdim dediklerine.küçücük yalanla mutlu olmak denilen bu mudur bilmem ama umarım dediğin gibi olur =)

Lacivert,Kitabını listeye ekledim yukarıdaki kitaptan sonra.
Bizim burda olmuyr öyl akmalar çok fazla.Bazı saçma durumlar yüzünden msn denilen illete mecburuz biraz.ama sadece biraz.bundan şikayet etme bile bi tartışma sebebi bile olabiliyor.Kızıyorum ama yine de elimden gelenin en iyisini yapıyorum.tşk.ederim..

blogların efendisi said...

rica ederim, ama umarım kitapta istediğini bulabilirsin çünkü melis ve tolga sadece bi sayfası kitabın. geri kalanı karamsarlık ve güzel çıkarımlarla bezenmiş durumda. :)

incredo said...

mühim değil, kitabın yorumlarını okudum zaten biraz.ona göre sipariş verdim.3-4 gün içerisinde gelir ve kitap bittiğine sana feedback veririm ;)

'Berrin' said...

yazı karakterını bıraz kucultursen aralara kacan cumlelerı de okuyabılırız sanırım..
neyse; yüreğinin götürdüğü yere git diye tavsiye verecegım ama bılemıyorum :)
yanı genelde o yol yaramıyor ınsana..

karamsar olacak bır sey yok ortada..ıcınde kalmasın söyle..büyü gün gelınce nasıl olsa bozulacak..er yada gec.

secos said...

ay canım benim. dilay yazmış da onun yazısını okuyormuşum gibi geldi. o da hep ben 'bak şöyle yap, o şöyle davranır' dediğimde 'emaaaaaaaaaaaan seçoş istemıom ben öyle, doğal olmak istiom ben, yapamam ben öyle' der.
ve ama sonunda kazanırdı, kazanırdın be Dilayım sen doğal olunca o halinle severlerdi seni:)
bizimkisi biraz paslı biraz iğreti. bizimkisi
bence birine kıpır kıpır olmasna bile şükret bu devirde:D
ben artık sadece kapris kısmını yaşıyorum aşkın. ,
bak gözlerine de ne güzeller deyuu.
iç, sıç, yaşa dibine kadar, bokunu ççıkar, içindekileri at, at ki aşkın aşk olsun:D

incredo said...

Berrin tşk.ederim.
yüreğimin götürdüğü yolda ilerliyorum =) yok , yaramıyor! cidden hem de.idare etmek diyolar bunun adına.

Seçkün!seni stratejiye davet ediyorum =)
şaka bi yana,ne bileyim.herşey garip biraz.çok uzun.çok kısa bi o kadar.arıycam seni akşam.konuşalım.

bi dilay said...

ismim geçmis, ugrayip merhaba diyeyim dedim;) asik mi olmus kuzu? valla seçkin'in dedigi gibi "emaaaan yavrucum salla, sal kendini gitsin"

incredo said...

bilmem ne oldum.pek çözemiyorum kendimi son günlerde ama hayırlısı diyelim =)