8 Eylül 2009 Salı

Dönüş

Bugün hayata küsüp bu şehri terketmeyi istedim.
Bir valiz bile almadan hemde.
Sonra çekip gitmek için sadece hayata küsmek gerektiğini mi sorguladım kendi kendime.
Sonra sorgulamaktan vazgeçtim ve işten eve dönerken bindiğim minibüste kendimi bambaşka bi şehre gidiyomuşum gibi düşledim.
Aslında bambaşka bi şehirden çok Edirneye gitmek istedim..
Sonra bi an gerçek gibi geldi herşey..Gerçekten gidiyormuşum gibi yani..Yanımdakiler de benimle aynı yere gidiyolardı sanki.
İçlerinde tek heyecanlı ve sevinçli olan bendim ama.
Bu da acaip hoş bi durumdu..

Çok özlemiştim..
Yürüdüğüm yolları,gezdiğim sokakları,
İçinde deli gibi sarhoş olup
bitmez tükenmez aşkım için ağladığım odamı özlemiştim ..
Sigara ve tütsü kokan perdelerimi,hiç bitmeyen mumlarımı özlemiştim..

Şu an hiç hareketsiz o odada saatlerce başka hiçbir şeye ihtiyaç duymadan oturabilirdim..

Çok fazla sürmedi..

Hiçkimse, ben dahil oraya gidemedi..
Vardığımız yer sadece burasıydı..
Ve sanırım yine ben dahil hiçkimse hayata tam anlamıyla küsememişti ya da küsmek istememişti..Gitmeyi çok isteyip de gidememek daha bi acı olucaktı çünkü..


*Ben bunları yazarken birsürü insan pencerelerinden dışarda ıslanan diğer insanları izliyordu.. Çünkü hayatta "onlar ve diğerleri" denilen bi kavram vardı..

1 Comment:

phoenix said...

gideriz bigün be
edirneye de gideriz.