12 Nisan 2010 Pazartesi

Resim.



Bu akşam bana 3 senedir birlikte olduğu adamın fotoğrafını gösterdi.
Ben istedim görmeyi.Yoksa göstermek gibi bi fikri yoktu.Öncesinde sorular sordum ona.
Nasıl gidiyor, varmı birileri hayatında gibisinden.Her sarfettiği kısa cümleler karşısında

sarfettiğim kısa cümlelerimin başlarına ve sonlarına "ne güzel " ikilemesini ekledim.


Her erkek gibi ya da her insan gibi hissettim.

Yüzüne baktım ilk önce, sonra ellerine sonrasında ise resmin bütününe.

Kendimle kıyasladım,sonra kıskandım,sonra kızdım.


ve tüm bu hislerin hepsini 30 saniye içerisine sığdırabildim.Sonra da

bu diyalog içiresindeki sarfettiğim "güzel" kelimelerine bir yenisini daha ekledim.


Aslında onu ne kadar çok özlediğimi söylemeyi isterdim..

Ellerini,gözlerini,saçlarını, hepsini ayrı ayrı ama hiçbirisini bir diğerinden daha fazla ya da daha az özlemediğimi.


Sonra hayatında herşey yolunda giden birisi gibi,

ondan daha az ya da daha fazla mutlu olmayan birisi gibi görünerek

"Hoşçakal, görüşürüz "dedim.Birde bikaç gün sonra önemli bi sınavım olduğunu ve bu gece çalışmam gerektiğini.


Aramızdaki tek fark onun hayatında herşey yolunda gidiyordu ve benden çok daha fazla mutluydu.

Benimse dibe vurmama çok az kaldığıydı.


Az ilerdeki büfenin kapanmasına 5 dakika kala yetişmeyi başarabildim.

Şu anda ise saat 1.Şarabımı yudumlamaktayım.Annem ise yaklaşık 1 saat 15 dakikadır uyumakta..Benim uyumama kaç dakika var kestiremiyorum ama uyanmama tam 6 saat var.

Ama pek önemsemiyorum şu anda.Öğrencilerime söz vermiştim yazılı kağıtlarını okucam die ama sanırım "yarısını okuyabildim, geri kalanını bu akşam okucam" gibi bi yalan atıcam.Hepsi birbirine karışmış durumda zaten.Onları düzenlemek için bile belli bi süre sarfetmek zorundayım.Düşünüyorumda benim öğretmenlerimde aynı şeyi söylerdi bazen.Ve ben ya da biz bu koskoca yalana inanırdık.Ya da bu yalanı atan sadece benim.Onlar gerçekten de yarısını okuyabiliyor ve diğer yarısını ertesi güne ya da haftaya bırakıyordu.


Yarın derste ne anlatıcam bilmiyorum.Sanırım bütün bu karmaşayı yarına bırakmalıyım.

O kadar da kötü sayılmaz.bugün odamı temizledim.Geçen gün tam 10 tane poster aldım.Daha bile fazla satın alabilirdim.hepsi birbirinden daha güzel ama ben sadece 4 tanesini astım.En beğendiklerim hala paketlerinde.

Çünkü bigün burdan gideceğim umudu hala var içimde.Onları bana ait bi yere saklıyorum.

Her güzel şeyi geleceğe sakladığım gibi, saklamam gerektiği gibi...



Sen..Uğruna tam 5 senemi harcadığım insan..

Sen..

Sen..


Balkonda asılı duran rüzgar çanı çalarken,

Şu beni kahreden şarkı çalarken

Tüm olan bitenden haberdar bi o kadar da habersiz

Sen..

Ya da sen o tatlı uykunda uyuyorken,

Senin için şu cümlereleri sarfeden

Ben..

Hiç ama hiç "Sen ve ben " olamayan

Biz..


Öperim güzel yanaklarından..








4 Comments:

Rey. said...

"HAYATI ISKALAMA LÜKSÜN YOK SENİN !

Bir aşk için yapabileceğin her şeyi yaptığına
inanıyorsan ve buna rağmen hala yalnızsan, için rahat
olsun. Giden zaten gitmeyi kafasına koymuştur ve
yaptıkların onun dudağında hafif bir gülümseme
yaratmaktan başka hiçbir işe yaramayacaktır.

..."

Nazım Hikmet'in bu şiiri iyi gider galiba böyle bir durumun üzerine

incredo said...

Daha iyi anlatılamazdı..
Umarım tebessüm edebilmeyi başarabiliyordur ve az da olsa bi haklı bir huzursuzluk duyabiliyordur.
Sevgiler..

blogların efendisi said...

bilgisayarım kitlendi blogunda, aynı şarkının bazı kısımlarını tekrar tekrar çaldı ama sonuç olarak bu gece fazla fazla okudum kayıtlarını.

zaman diyorlar, geçirir diyorlar, bizi bırakıp gidenler de saçmalığın samimiyetine inanıp dönüp bize hayatlarının en güzel yanlarını anlatıyor. 3-5 ya da 15 eski eskide kalmıyor.

incredo said...

yok silinmemiş burdaymış.

bu olay benim içimde hala yaradır.
düşünmemeye çalışıyorum pek.
zamanla sadece yükler hafifliyor ya da bizim kol kaslarımız daha bi güçlendiği için bize hafif geliyor o yükler.
Napalım.herkesin vardır yürümek zorunda olduğu bi yol.